Kışın gelmesiyle kabuğumuza çekildiğimiz, vücudumuzun daha az hareketli günlere ve gecelere adapte olduğu şu günlerde şehirden biraz uzaklaşmak, üzerimizdeki ölü toprağını atmamıza iyi gelecek.  Nereye gitsem diye soran arkadaşlara Berlin’i işaret edebilirim. Tam bir sanat şehri, tarihsel, kültürel, sosyolojik dokusu muazzam sözlerini bir kenara bırakıp “48 saatinizi nasıl geçirebilirsiniz” sorusuna cevap niteliğinde birkaç tavsiyeyi değerlendirebilirsiniz. Yanınıza küçük ama işlevsel, (sabit odaklı objektif) bir fotoğraf makinesi de alırsanız ne ala.

1-) Tresor ya da Berghain



Sıralamaya gece kulüpleriyle başlamamın bir sebebi var. O da Berlin’in Avrupa’daki gece hayatı konusunda hatırı sayılır bir popülerliğe sahip olması. Dışarıdan baktığınızda hiçbir şeye benzemeyen, terkedilmiş görünümlü yapıların içinden bir cevher çıkabiliyor. Etkili bir pazarlama stratejisiyle ünü ülke sınırlarını aşmış, kapısının önünde oluşan uzun kuyrukta bekleyerek mekanın koruması korkunç suratlı Sven’in karar mekanizmasından geçebilenlerin içeriyi keşfedebildiği Berghain ya da enerji santralinden gece kulübünde dönüştürülen, mekandaki tüneller ve mahsenlerle bir yeraltı şehri duygusu yaratan tekno müziğin cennetlerinden Tresor’da şansınızı deneyebilirsiniz.

2-) Urban Outfitters’ı görün, Hard Rock Cafe’ye uğrayın



Keşke Türkiye’ye de şubesi açılsa dediğimiz, hipster&vintage tasarımların ağırlıkta olduğu, ev dekorasyon ürünlerini gördüğünüzde hepsini alıp götürmek isteyebileceğiniz ABD’li hazır giyim markası Urban Outfitters’a uğrayabilir, özellikle gece kulüplerinde kabul gören özensiz ve salaş ama tarz sokak modasını kendinize uygulayabilirsiniz.  Dükkandan çıktıktan sonra caddenin karşısındaki Hard Rock Cafe’de yorgunluk kokteylinizi yudumlayarak soluklanabilir, Hard Rock Cafe kültürünün en önemli ayaklarından biri olan ve sınırlı sayıda üretilen pinleri inceleyip kendinize ya da tutkunlarına hediye edebilirsiniz. Berlin’de çok fazla butik dükkanlar olduğuna ve giyim kuşam için özel parçalar arıyorsanız kesenin ağzını açmanız gerektiğini de hatırlatmakta fayda var.

3-) Schmalzkuchen yiyip, Glühwein içip, el yapımı çikolatalardan tadın



Almanya’da Noel ayına denk gelmenizin en güzel tarafı ışıklarla kaplanan sokaklar, dev çam ağaçları ve meydanlara kurulan Noel pazarlarıdır. Sanki bir kış masalına misafir olmuş hissedersiniz. Avrupa’nın en başarılı Noel pazarlarından bazılarının da Almanya’da olduğunu düşünürsek ziyaretinizi Noel öncesine planlayabilirsiniz. Weihnachtsmarkt’a giderseniz üzerine pudra şekeri serpilerek kese kağıdında servis edilen Schmalzkuchen ve el yapımı efsane çikolatalardan tatmadan, Noel pazarının ruhuna uygun tasarlanan kupalarda (cüzi bir miktar karşılığında hatıra olarak yanınızda götürebileceğiniz) 'Glühwein' yani sıcak şarap denemeden dönmeyin.

4-) Mercedes-Benz Gallery’de “Mercedes”in gücünü hissedin



Hem galeri, hem cafe hem de müze olarak hizmet veren Mercedes showroom’una –özellikle klasik arabalarını gördüğünüzde- hayran kalabilirsiniz. Benzinle çalışan otomobilin mucidi Benz ailesiyle beraber motorları ve yeni nesil araçları inceleyebilir; parfümlerden giyime, saatlerden kozmetiğe dek görebileceğiniz hediyelik eşyalarla Mercedes sevdalısı dostlarınıza sürpriz yapabilirsiniz.

5-) Sokak sanatının ruhunu yakala



Malum Berlin sokak sanatı konusunda son derece zengin çalışmaları içinde barından bir kent. Özellikle grafitti konusunda basılan pek çok kitap olduğunu gördüğünüzde sanatçıların ne kadar çeşitli ve özgün olduğunu çözmeniz de çok uzun sürmüyor. Hiç ummadığınız bir köşe başında duvardaki şahane bir parçayla karşılaşabiliyorsunuz. Kreuzberg’in arka mahallerindeki yürüyüş esnasında karşılaşabileceğiniz, İsviçre doğumlu Türk kökenli bir mural sanatçısı Onur Dinç ve Remo Lienhard’ın ortak çalışmasında, gezegenimizin ekosisteminin “insan parazitleri” tarafından nasıl istila edilerek yok edildiğini, iştah kabartan bir elma konsepti üzerinden çarpıcı bir yorumla nasıl eleştirdiklerine tanık oluyorsunuz. 

Bilgi: Sanatçıların diğer çalışmalarını Instagram hesaplarından takip edebilirsiniz. @onurpainting @wes21_schwarzmaler

6-) Museum CheckPoint Charlie’yi gez, Berliner Mauer – East Side Gallery’yi keşfet



Eski Berlin Duvarı, doğu-batı kontrol noktasının bulunduğu yerdeki CheckPoint Charlie Müzesi, 1962’de tarihçi Rainer Hildebrandt tarafından kurulmuş ve Almanya tarihinin en zorlu dönemlerinden birine tanıklık etmenize imkan sağlayan bir zaman makinesi. Doğu ve Batı Berlin’in nasıl parçalandığına, örülen duvarın tarihine ve insan haklarının nasıl ihlal edildiğine dair tüm tarihsel gerçekleri bilgi ve belgeleriyle inceleme fırsatı buluyorsunuz. Müzede sergilenen nesneler halkın duvarın diğer tarafına geçmek için ortaya koyduğu insanüstü çabayı kanıtlıyor.  

Biraz tarih bilgisinden sonra sırada East Side Galeri var. 1.3 km uzunluğundaki duvarda, 1990’lı yıllarda 21 farklı ülkeden bir araya gelen 118 sanatçının duvara yaptıkları çizimleri var. Şehrin en önemli turistik noktalarından biri olan Berlin Duvarı’ndaki resimler akıllara kazınan küresel barış mesajları vermesinin yanı sıra tarihe damgasını vuran bir dönemi etkileyici görsellerle akıllarda tutmayı başarıyor.

Bilgi: Restorasyon çalışmaları kapsamında duvar resimlerinin önüne geçici süreliğine set çekildiği için temiz görüntü alamıyorsunuz.

7-) Merkezde hızlandırılmış bir tur atın



Yeni bir şehri keşfetmenin en etkili yolu yürümektedir. Üşenmeyin, ayağınızın en rahat ettiği spor ayakkabınızla turunuza başlayın. Şehir merkezindeki Belediye Binası’nın karşısında yer alan Berlin Katedrali’ni giriş ücreti ödeyerek gezebilirsiniz. İçerisi eski Alman şansölyesi ve krallarının mezarlarının bulunduğu, neo klasik tarza inşa edilen dikkat çekici bir yapı. Katedralden çıktığınızda yakın çevrenizde Bergama Müzesi, Klasik Tarih Müzesi ve Mısır Müzesi de yer alıyor. (Savaş ve Diktatörlük Anıtı’nı (The Neue Wache) mutlaka görün. 1818’de yapılan bina 1931’de 1. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden askerleri anmak üzere yeniden tasarlanmış. 46 yıl önce de toplama kampı mağdurlarının kemikleri buraya gömülmüş, üzerlerine de savaş meydanı ve toplama kampından alınan toprak konulmuş. Turunuz sırasında şehrin sembollerinden olan Brandenburg Kapısı’nın önünde hatıra fotoğrafı çektirip, Berlin Sanat Pazarı’ndaki sanatçıları ve çalışmalarını inceleyin.

8-) Nerede konaklasak?



Ülkenin en büyük şehri olan Berlin’de konaklama alternatifleri çok. Erken rezervasyonla kendinize uygun bir oda ayarlayabilirsiniz 78 Euro karşılığında 2 gece konakladığım EasyHotel’i tavsiye edebilirim. Kapsülü anımsatan odaları temiz ve tesis güvenilir.

9-) Sosisli sandviç



Berlin’e gider gitmez karşınıza çıkan ilk büfeye gidin ve kori soslu sosisliden tadın. Şehirdeki en sevilen lezzetlerden bir tanesi. Izgarada yapılan sosis, üzerine dökülen bol ketçap ve körü sosuyla servis ediliyor. İstanbul’daki ıslak burger konseptinin Berlin versiyonu olarak bu atıştırmalık öne çıkıyor.  

10-) Hediyelik eşya dükkanı: Berlin Story



Şehirden ayrılmanıza az zaman kaldıysa ve hala hediyelik eşya alamadıysanız doğrudan Berlin Story’yi bulun. Dükkanda çantadan kartpostallara, anahtarlıklardan magnetlere Berlin Duvarı’nı simgeleyen birçok eşya yer alıyor. Bonus olarak da dükkanda sanatçılara ait bazı çalışmaları inceleme ve satın alma imkanı bulabiliyorsunuz.

Faydalı bilgi:



1-) Taksi ücreti havaalanından otele (merkez) yaklaşık 55 Euro tutuyor. 

2-) Schönefeld Havaalanı küçük bir yer olması dolayısıyla duty free alışverişi için beklentinizi karşılamayabilir. 

3-) Havaalanında pasaport kontrolünden geçtikten sonra konuyla ilgili hiçbir açıklama yapılmadan uyuşturucu madde kontrolüne alınabilirsiniz. Birkaç güvenlik görevlisinin nezaretinde küçük, beyaz,ince bir kağıdın kıyafetlerinize ve vücudunuza değdirildikten sonra bir makineye yerleştirerek yapılan işlemler birkaç dakikanızı alabilir. 

Twitter: mervecita
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.